FERYAT
Ne vara razısın ne yoka talipNe bu dünyaya aitsin ne kendine sahipNefsin şah-ı ekber, kalbin nedense garipZevâl-i maşuk gönlü eyledi…
Ne vara razısın ne yoka talipNe bu dünyaya aitsin ne kendine sahipNefsin şah-ı ekber, kalbin nedense garipZevâl-i maşuk gönlü eyledi…
“Saruman ancak büyük güç kullanarak kötülüğü dizginleyebileceğimizi düşünüyor. Ben öyle olmadığını öğrendim. Esas sıradan halkın her gün yaptığı ufak şeylerin kötülüğü dizginlediğini öğrendim. Basit nezaket ve sevgi gösterileri gibi… ”
“The Hobbit…Gandalf”
Mecnun misâli şu hâlime Hoş bir nazar etmez misin? Senden gelen her derdime Razı isem sevmez misin? Hasret ki bir…
Yine o yalnızlık akşamlarından birindeyim…
Dört duvar bir tavan arası,
Kapana kısılmış bir indeyim.
Ne güzel olurdu, değil mi? Bir sihirli lamba belirse… İçinden cin çıkmazsa sevinirim ama, biraz tedirgin ediyor o beni, teşekkürler.
Falcı Alaaddin Abi ve onun sihirli kartları ile yaptığım fantastik yolculuk için lütfen koltuklarınızı yatay konuma getiriniz.
“Sihirli lamba” artık kendim olayım isteyen bir kadının günlüğüne ağlayarak yazdığı şeylere devam…
Yürüyorum…
Hasret dolu gecenin
Kasvet kokulu yollarında.
Yürüyorum…
Dolunay aydınlığından
Karanlıkların en zifirisine.
Düşer Güneş gökten ufkun çizgisine Alır götürür ışığını da beraberinde Ve akşam çöker sensizliğin şehrine. Havada hafiften bir melankoli kokusu…
KPSS’yi kapesese diye okuduğunuza eminim. TDK’yi tedeka. KGB’yi kagebe. En kötüsü de KKTC’yi de kakatece diye okudunuz. Oysaki alfabeyi sayarken…
Uyarı: Bu yazı kan, ter, gözyaşı ve bolca pul içerir.
Her insanın isminin bir hikayesi vardır. En kötüsü, büyük büyük ninenin ya da hacı dedenin ismini verirler. O da bir hikayedir sonuçta. “Dansöz” Buse’nin de bir hikayesi var…
Artık isminin hakkını vermek isteyen oynak bir kadının günlüğüne ağlayarak yazdığı şeylere devam…
Güzün hazin bir gününde
Sessizce git.
Mümkünse,
Fark ettirmeden.