“Saruman ancak büyük güç kullanarak kötülüğü dizginleyebileceğimizi düşünüyor. Ben öyle olmadığını öğrendim. Esas sıradan halkın her gün yaptığı ufak şeylerin kötülüğü dizginlediğini öğrendim. Basit nezaket ve sevgi gösterileri gibi… “
“The Hobbit…Gandalf”
Saruman, kötülüğün ancak daha büyük bir güçle dizginlenebileceğini düşünüyordu.
Gücün, karanlığı korkutacağını sanıyordu.
Oysa karanlık, güçten korkmaz; onu kullanır.
Ben başka bir şey öğrendim.
Öğrendim ki kötülük, çoğu zaman büyük hamlelerle gelmez.
Önce sesini yükseltir, sonra dili sertleştirir, en sonunda da insanın içini boşaltır.
Ve her defasında “başka çare yok” diyerek meşrulaşır.
Ama iyilik, asla “çare” diye konuşmaz.
İyilik bir savunma değildir.
Birlikte huzurla yaşama felsefesi,
bir yaşam biçimidir.
Üzerinde çok durmasak da,
bir düşmanlığın başlamasına ya da kötülüğün açığa çıkmasına engel olan,
yeri geldiğinde sıradan halkın her gün yaptığı basit nezaket ritüelleridir.
Bazen içten bir selamlaşma, bazen basit bir teşekkür
ya da ağız kenarında beliren ufacık bir tebessüm gibi.
Kimsenin kayda geçirmediği, kimsenin alkışlamadığı, tarihin dipnotlarına bile düşmeyen sıradan şeylerdir…
Basit bir nezaket.
Dirençli bir sabır.
Bir insana, dünya ona hoyrat davranırken, hoyrat olmamayı seçmek…
Kötülük hız ister.
İyilik sebat ister.
Gandalf gücü tanır ama ona teslim olmaz. Çünkü bilir: Güç, ahlâkla sınanmadığında, kötülüğün sadece daha disiplinli bir hâline dönüşür. Yüzüğün asla iyilik için kullanılamaması bu sınanmanın en büyük örneğidir. Saruman’ın düştüğü yer tam da burasıdır. Gücü amaç sanmak. Gücü, her şeyin önüne koymak.
Oysa insan, güce dayanarak değil; anlamla ayakta durur.
Kötülük büyük anlatılar sever.
Destanlar, zaferler, mutlak çözümler…
İyilik ise küçük cümlelerle yaşar.
Bazen kötülüğe karşı en büyük direniş,
aynılaşmamaktır.
Öfkelendiğinde bağırmamayı seçmek bir devrim değildir.
Ama bir zincirin kırılmasıdır.
Haksızlığa alışmamak bir zafer değildir.
Ama insanın içindeki eşiği korumasıdır.
Kötülük insanı yorar.
İyilik de.
Ama biri insanı tüketir, diğeri insanı insan yapar.
Saruman, halkı küçümser. Çünkü kalabalıkları sadece yönetilecek birer kütle olarak görür, kimlikleri yoktur.
Gandalf ise şunu bilir: Her şeye rağmen iyiliği terk etmeyen insan, birer kütleden ötesidir. Ve karanlık, tek başına güçlü değildir. Karanlık, iyilik terk edildiğinde cesaret bulur.
Büyük kötülükler, büyük günahlarla başlamaz.
Küçük vazgeçişlerle başlar.
Bir kere susarsın.
Bir kere görmezden gelirsin.
Bir kere “bana ne” dersin.
Ve karanlık, o aralıktan sızar.
İyilik, gösterişli değildir.
İyilik afişe çıkmaz.
İyilik, çoğu zaman kaybederek yaşar.
Ama şunu öğrendim:
Kötülük, iyiliğin sürekliliğine dayanamaz.
Her gün tekrar edilen küçük iyilikler,
karanlığın sabrını taşırır.
Belki iyilik dünyayı kurtarmaz.
Ama dünyayı tamamen kaybetmememizi sağlar.
Ve bazen,
bütün zorluklara, bütün güçlere, bütün büyük sözlere rağmen
yapılabilecek en derin şeyler en sıradan görünenlerdir:
Selam vermek, tebessüm etmek ve minnetini göstermek gibi…
Eyüp Ocak
