- “Gücünü eline alma zamanı.”
- “Kendin için doğru olanı yapmak bencillik değil.”
- “Bedenine biraz daha özen göster.”
- “Ne yapacağını bilemediğin zamanlarda dua et.”
- “Başarı işini neşeyle yaptığında gelecek.”
“İstersen fotoğrafını çekebilirsin” dedi falcı Alaaddin Abi, desteden rastgele çektiğim 5 kartı önüme koyduğunda. Kartlarıma bak be maşallah… Hepsini ayrı ayrı başlıklar altında aşağıda ele almak istiyorum. Ama önce falcıya neden gittim, onu bir anlamlandırayım. Çünkü benim için fazla kaderci bir konsepttir “falcıya gitmek”. İşte merak edip, eğlence olsun diye üniversitedeyken 1-2 defa gitmişliğim vardı. Ama hayatımın bu tepetaklak döneminde sadece eğlenmek için falcı Alaaddin Abi’ye gitmeyeceğim çok net, değil mi? 😊
Sanırım kafamda kendimle mücadelem esnasında sürekli tekrar ettiğim, sorguladığım, emin olarak veya tam olamayarak cevapladığım her şeyi masaya yatırmak istedim. Terapiye gidiyorsun zaten, bunu yapmıyor musun, diye sorabilirsiniz. Çok haklı bir soru… Ama galiba ulaşabildiğim her kanattan aynı şeyleri duyup, bir koronun gür sesi gibi yankılanmasını istiyorum tüm içimdekilerin, hayallerimin, kararlarımın… Yine emin olmak için… Aman yanlış bir adım atmayayım korkusuyla… Yine kendi hislerime ve muhakememe güvenmediğim için… İçimde duyduğum ama duymazdan geldiğim cevapları, belki karşımdaki başka bir ses yüksek sesle söylerse bu sefer kesin inanırım diye…
“Şşşş sakın…Sakın tek bir kelime daha edeyim deme. Niye biliyor musun? Çünkü inanırım Alaaddin Abi…”
İnandım da galiba… Sadece “Sihirli lambanız da var mı?” diye sululuk yaptığımda, kafasının üstündeki rafta duran küçük yeşil lambayı göstermeseydi iyiydi.. Bayağı bir güldüm gerçi. İnandırıcılığı sarsılmadı 😊
Şimdi gelelim falın sonunda seçtiğim bana yol gösterecek, ışık olacak, bir nevi nasihat görevi görecek kartlarıma…
- “Gücünü eline alma zamanı”: Aldım yakın zamanda sanırım. Gücümü uzuuunca bir süredir kaybetmişim de haberim yokmuş ya benim! Daha doğrusu gücümü kendime değil, başkalarının servisine açmışım. Bundan da gurur duymuşum. Onları güçlendirdiğim için, onları daha iyi versiyonlarına yaklaştırdığım için… Niye? BENİM gücüm bu. Niye kendi hayatımı şekillendirmek için kullanmıyorum? Kendi arabamın direksiyonuna geçmekten niye bu kadar korkuyorum? Yine başarısızlıktan korkmak mı bu? Sanırım öyle. Bir daha düşmemek için oturduğun yerden kıpırdamamak… Adımını atmamak… Başkalarının koşması için onlara ponpon kızlık yapmak… Ben hiç ponpon kız olmak istemedim ki… Niye bu rolü kendime reva göreyim? Hem o kadar güzel bacaklarım yok benim… Gücümü elime alıyorum. Umarım elimde patlamaz 😊
- “Kendin için doğru olanı yapmak bencillik değil”: Bencillik ne demek? Benim için şu demek: Başka kimsenin iyi olma durumunu düşünmeden, sadece kendi çıkarını düşünerek hareket etmek. “Aman dünya yansın, benim keyfim yerinde olsun, yeter” demek. Ben yine uzun bir zamandır kendim için değil, başkalarını memnun etme güdüsüyle onlar için doğru olanı yapıyordum. Bunun da çok farkında değildim yaparken çünkü sevdiklerimi mutlu etmek demek, kendimi mutlu etmek demekti. Onlardan aldığım onay, takdir, teşekkür benim iyi hissetmem için yeterli ve gerekliydi. Asıl soru geliyor: Ama ben niye hep başka bir kişi aracılığıyla mutlu olayım ki? Beni direkt mutlu eden, iyi hissettiren şeyler yok mu? Tonlarca var. Kendimi hep uzak tutmaya ve geçmişime gömmeye çalıştığım, parmağımı suya değdirip değdirip kaçırdığım neler vardı? Tiyatro, dans, okumak, yazmak, gezmek… E bunları yapmak bencillik mi şimdi? Bana bunlar doğru hissettiriyor. Benim için doğru olanlar bunlar. Çünkü bunlar benim sağlığıma iyi geliyor. Hem vücudum hem ruhum (ikisi ayrı şey mi tartışmasına girmeyeceğim) bu aktivitelerde uyanıyor ve küçük bir çocuk heyecanıyla eğleniyor, gülüyor, saçmalıyor, özgürleşiyor… Bunları yaparken kime zarar veriyorum? Aslında kimseye vermiyor olmam gerek ama veriyormuşum gibi hissettiriliyorum. Suçlu hissettiriliyorum… Kendime zaman ayırdığım için suçluyum!
Benim için doğru olan şey ne? Bu soruya gelirsek işin içinden çıkması zor oluyor. Varoluşumun sorusu herhalde. Cevabı çok basitmiş gibi yazdım yukarda tiyatro vs diye. Evet belki bu kadar basit, ama bence değil de… Çünkü benim kafamın içinde, doğumumdan bugüne kadar hayatıma girmiş herkesin “doğruları”, “değerleri”, “inançları”, “kalıp ve kuralları” var… Ben kendi sesimi hiç net duyamadım ki… Duyar gibi oluyorum. Sonra suçluluk hissi on board. Bu 2. cümle benim için zor Alaaddin Abi. Biraz daha zaman ve cesaret gerekiyor sanırım. Ama o yolda ilerliyorum. Bekleme yapmıyorum 😊 - “Bedenine biraz daha özen göster”: Bedenim fena durumda… Çok şükür kronik bir hastalığım yok (henüz) ama böyle yemeye devam edersem ben diyim 5, sen de 10 seneye net olur. Kendimi fast food bataklığına saplamış durumdayım. Ve sanki bunu bile isteye, kendimden öç alırcasına yapıyorum. O hamburgerin verdiği 10 dklık haz, aslında sonrasında hissedilen kendinden iğrenme, pişmanlık ve öfke duygularına dönüşüyor. 1.5 yıldır yüzümdeki sivilcelerle boğuşuyorum. Bir sürü sebebi var biliyorum. Yediklerim, haftanın 3-4 günü yaptığım kapatıcı makyaj ve tabi ki STRES! Geçen haziranda bir sürü tahlil yapıldı sivilcelerin sebebini anlamak için. Çok şükür hormonal bir bozukluk yok. İç organlarda bir fonksiyon sıkıntısı yok… E ne bu 30undan sonra gelen ergenlik? Cilt doktoru da jinekolog da sonuçlara bakıp bakıp aynı şeyi söyledi: STRES. Çok sağ olun, aydınlandım ha 😊Bedenim sana özen göstermeliyim. Biliyorum. Ben güzel ve fit bir kadındım zaten son 2-3 seneye kadar. Acaba tekrar güzel olmaktan mı korkuyorum? Bana geçen sene gittiğim tiyatro kursunda bir arkadaşım şunu demişti: “Biz herkesi çekiştiriyoruz. Senin için ne dedik biliyor musun? Full paket.” Full paket mi? Çok iddialı. Ben daha çok bir paket bozuk yumurta gibiyim… Dışarıdan anlamıyorsun ne kadar bozuk olduğunu 😊 Neyse biraz sağlıklı beslenme, biraz spor… Yoluna koyabilirim sanki. Eğer buna layık olduğuma inanırsam tabii…
- “Ne yapacağını bilemediğin zamanlarda dua et”: Heee… Alaaddin Abi bu biraz beni gerdi. Dua etmekle aram iyi değil. Çünkü pek inanmıyorum. Yani şöyle ki, “din” kavramına inanmıyorum. Çünkü ben kuşkucu biriyim. Sorgulayıcı biriyim. Sorguladığım şeylerden birinde bir açık göreyim, bende biter. Ortaokuldaydım sanırım Kuran’ı okumaya kalktığımda. Dedim Müslümanmışım ya ben, neye inanıyorum bir bileyim neymiş, ezberlettirildiğim Arapça dualar dışında. Bayağı roman okur gibi açtım okudum. Yarısına bile gelemedim. “Ne diyor? Ne anlatıyor? Yazar bize burada ne anlatmak istemiş? Tamam bunu bunu anlatmak istemiş de, niye böyle anlatmış?” derken derken ben kapattım bıraktım kitabı. Zaten anneannem de pek memnun değildi, yatarak roman okur gibi Kuran okunmazmış. Niye? Neyse… Benim edeceğim dua, o dualardan olmayacak. Ama benden daha üstün bir güç olduğuna inanmak istiyorum. Çünkü olmalı. Yoksa çok saçma olacak her şey. Boş boş takılmış olacağız. Ne anladım ben bu işten? O yüzden benim dualarım farklı formatlarda olabilir diye düşünüyorum. Bu kendi kendime konuşmalarım, yazmalarım da dua sayılabilir. Sonuçta içimdeki güç ile konuşuyorum. Nasıl yırtar mıyım öyle? 😊
- “Başarı işini neşeyle yaptığında gelecek”: Ya bu cümleyi görmek o kadar mutlu etti ki beni… Gerçekten öyle olacak sanırım. Buna inanmaya başladım. Ciddi ciddi inanıyorum bu sefer. Geçen yıllardaki gibi kaçak dövüşmeyeceğim. “Garanti bir işim olsun. Somurtuk somurtuk yaptığım ve kendimi buhranlardan buhranlara sürüklediğim… Kalan zamanlarımda keyif aldıklarımı yapayım” mantığı… Olmuyor işte olmuyor. Ben yapamıyorum. Bu iyi bir plan değil işte, gör kız artık! “Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemek, delilik belirtisidir” sözü özetimdir artık. Mutlu olmak, başarılı olmak istiyorsam gönlümün götürdüğü yere gideceğim. NOKTA. BİTTİ. KAÇMA. SAVAŞMA. DELİLİK ETME (ya da et mi desem doğru?) KABUL ET. CESARET ET. YAP!
Son olarak, teşekkür ederim Alaadin Abi. Sihirli lambandan bu kartları çıkarttığın için… Belki iddia ettiğin gibi bir şeyler “görüyorsun” gerçekten. Aksini ispatlayamam. Ya da bayağı tutarlı güzel sıktın durdun. Günahı boynuna… Ama bu 5 kart bana iyi geldi be… Mücadelemde bana güzel eşlik edecekler. Daha bitmedi çünkü. Hatta yolun çok başında hissediyorum. Ama yeni bir yere tatile ya da gezmeye giderken içinde heyecan olur ya insanın. Daha araba tutmamışken… İşte öyle bir heyecan var içimde. Hayırlara vesile olsun. Amin. (Dua sonu) 😊
Sihirli lambanızı bulup sonsuz dilek hakkınızın olması dileğiyle…
Dansöz Buse
