Yakup Kadri Karaosmanoğlu (27 Mart 1889-13 Aralık 1974) edebiyatımızın usta yazarlarındandır. Eserleri bugün bile en çok bilinen, okunan, tartışılan, üzerine tezler yazılan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, 1919 yılında kurulan İstanbul Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurucusu ve başkanıdır.
Kurtuluş Savaşı sırasında İnebolu üzerinden Ankara’ya geçen ve mücadeleye gazeteci-yazar olarak aktif katkı sunan Yakup Kadri; şiir, anı, öykü, makale, monografi ve özellikle romanlarıyla edebiyatımıza önemli katkı yapmıştır.
*
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun romanlarını, “bir nehir roman” olarak okumak gerektiğini düşünüyorum. ‘Nur Baba’ ile ‘Hep O Şarkı’ dışta tutularak, sırasıyla Bir Sürgün-Kiralık Konak-Hüküm Gecesi-Sodom ve Gomore-Yaban-Ankara-Panorama. Mustafa Kemal’in en sevdiği Yakup Kadri romanlarından birinin, Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım ile Yahya Kemal Beyatlı’nın roman karakteri olduğu Nur(i) Baba olduğunu söylemek isterim.
Anamın Kitabı-Vatan Yolunda-Zoraki Diplomat-Politikada 45 Yıl ile Gençlik ve Edebiyat Hatıraları bu romanlarda anlatılan elli yıllık Türkiye tarihinin tamamlayıcısı anı kitaplarıdır.
*
Yakup Kadri ‘Bir Sürgün’de, İstibdat’a karşı mücadele eden Jöntürkleri anlatır. Yurtta barınamadığı için Paris’e sürgüne giden bir kahramanın öyküsüdür, ‘Bir Sürgün’de anlatılan.
Yakup Kadri ‘Kiralık Konak’ta, Tanzimatla başlayıp Çanakkale Savaşı ile sona eren bir anlatıda, farklı kuşakların yaşanan olaylara yaklaşımını, değişen bakış açılarını yansıtır. Peyami Safa’nın ‘Fatih – Harbiye’ romanında anlatacağı çatışmanın ilk güçlü izini ‘Kiralık Konak’ta okuyabilirsiniz.
*
‘Hüküm Gecesi’nde, 2. Meşrutiyet yıllarında İttihat ve Terakki Partisi’nin devlet siyasetine egemen olma süreci bu süreçte işlenen siyasi cinayetleri, Refik Halid Karay’ın hayatından güçlü izler taşıyan bir gazeteci -yazar karakteri ekseninde anlatan Yakup Kadri, ‘Sodom ve Gomore’de işgal altında İstanbul’da yaşanan ahlaki çöküntüyü güçlü biçimde anlatır. Mütareke dönemi İstanbul’unu anlatan önemli romanlardan biridir: ‘Sodom Ve Gomore’…
*
‘Yaban’da Eskişehir-Ankara arasında emir erinin köyüne sığınmış bir sakat subayın gözünden, Yunan İşgali öncesi ve işgal sırasında yaşananlar anlatılır. Anadolu’yu kuşatan bağnazlık ve dinsel gericiliğe güçlü eleştiriler yapılan ‘Yaban’, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun en çok bilinen ve tartışılan romanıdır.
‘Ankara’da, Milli Kurtuluş Savaşı ve sonrasının Ankara’sı anlatılır. Kurtuluşa inanan ve bunun kavgasını veren insanların Birinci Dünya Savaşı sırasında İstanbul’da olduğu gibi “vagon ticaretine” yönelmesi, hayal kırıklıkları, değişen ve güçlenen bir kadın portresi, düşlenen bir Cumhuriyetin 15. yıl kutlaması, bozkırın ortasında yeni kurulan ve gelişen yeni başkent ‘Ankara’…
*
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun en güçlü romanının, kahramanları sürekli değişen “nehir romanın” son kitabı olan ‘Panorama’ olduğunu düşünüyorum.
İki cilt olarak yazılan ‘Panorama’da Cumhuriyetin kuruluşu sonrasında yaşananlar anlatılır.
Demokrat Parti’nin tek başına iktidara geldiği 1950 yılına kadar olan süreci anlatan ‘Panorama’da çok güçlü karakterler eşliğinde, başarılı bir kurgu ve roman diliyle genç Cumhuriyet’in başaramadıkları ve Cumhuriyeti bekleyen büyük tehlike ustalıkla anlatılır.
*
Ülkemizin Osmanlının son dönemiyle başlayıp çok partili hayata başladığı yılları kapsayan tarihini, özgün bir bakış ve çok güçlü bir roman diliyle anlatan, yaratılan güçlü karakterler, etkileyici, belleklerde iz bırakan bir anlatımla siyasi ve sosyal tarih kitabı olarak okunacak romanlar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun romancılığının kısa özetidir.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun kendi hayatını anlattığı anı kitaplarıyla birlikte okuduğunuzda ülke tarihimizin en çok tartışılan yıllarına, güçlü bir anlatıcıdan gerçekleri yansıtan bir ayna tutulduğunu göreceksiniz.
Tahir Şilkan
