Doğa durumu felsefede sıkça üzerine fikirler ortaya atılan bir alan olagelmiştir. Doğa durumunun insan için iyi mi kötü mü olduğu da bu çerçevede incelenmiştir tarih boyunca. Bir diğer soru da ne olmuştur da insanlar varsayılan bu doğa durumundan çıkmışlardır?

Doğa durumundan çıkış üzerine düşüncelerden biri toplum sözleşmesi fikridir. Sözleşmeciler de diyebileceğimiz bazı düşünürler doğa durumunun nasıl sona erdiğiyle ilgili fikirler öne sürmüşlerdir. Hobbes, Locke ve Atatürk’ün de ilgisini çekmiş büyük düşünür Jean-Jecques Rousseau bu konudaki en bilinen filozoflardandır.

Bu girişin yapılmasını sağlayansa bize sorulmuş bu sorunun yıllar evvel Rousseau tarafından da düşünülmüş olmasıdır. Jean-Jecques Rousseau, İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı adlı eserinde “ bir toprak parçasının etrafını çitle çevirme” üzerine de düşüncelerini yazmıştır. Görüldüğü üzere basit bir soruymuş gibi gelebilecek bir durum üzerine felsefeciler ve devlet adamları dahi düşünmüşler ve hala düşünmektedirler. Sahi hala bir alanı çitle çevirmek basit bir şey midir sizce?

Günümüz dünyasında her yer paylaşıldığı için büyük ihtimalle kimseye ait olmayan boş bir alan bulmak kolay olmayacaktır. Peki doğa durumundayken? Henüz devletler ve mülkiyet kavramları yokken? Rousseau’ya göre doğa durumunda insanlar daha iyi ve mutludur. Kim bilir bu iyi ve mutlu dünyada ilk kimin aklına gelmiştir bir alanı çitle çevirme fikri?

Bu anlatıdaki en önemli karakter olan bu (çitle çeviren) kişiyi ne yazık ki bilemiyoruz. Peki siz bu satırları okuyan değerli okuyucular, siz bu hikayedeki doğa durumunda yaşasaydınız aklınıza gelir miydi bir alanı çitle çevirme fikri? Yahut bir tanıdığınız bir alanı çitle çevirdiğini, artık o alanın kendisine ait olduğunu ilk defa söylediğinde ona karşı tavrınız nasıl olurdu? Bir açıdan bakıldığında ilginç ve komik bir hikayenin başlangıcı gibi olmaz mıydı?

Ö. Şevket Yurtsuz (K.K.)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir