Parlayan Yıldız…❤                                                       

Güne başlamak demek onun için önce kedileri selamlamak demekti…

Hayatında iyi ki dediği ve şükrettiği nimetlerdi kediler.

Sahi onlar olmasa diye düşündü…bir anda yüreği sıkıştı. Bu bir kabus olurdu onun için. Hemen bu düşünceyi sildi kafasından. Hayatına giren kedileri düşündü uzun uzun…veda ettikleri, sokakta gördükleri, evindekileri… Etrafında var olan tüm kedilerin sığacağı kadar kocaman bir yüreği vardı. Şükür dedi şükür…

Bugün günlerden Cumartesi…en sevdiği gün…Rutin işlerden sonra kendisine kalan zaman diliminde koruda bir yürüyüş yapacaktı. Sonra Kuzguncuk’a doğru akıp o hep hayalini kurduğu kitap – cafe için yol boyu yürüyüp o anı hissedip iyi dileklerini evrene yollayacaktı.

Bir kedinin gözünden nasıl görünüyordu; naif, yardımsever, konuşkan, iyimser…vs  bir an kedisinin onunla konuştuğunu hayal etti. Acaba ilk cümlesi ne olurdu kedinin 🙂 tatlı tatlı gülümsedi…hayali bile güzeldi.

  • Kırpık: Günaydın biricik sahibim, bu gün işe gitmesen olmaz mı. Evde biraz vakit geçirmek istiyorum seninle. Hatta kucağında uyusam saatlerce nasıl olur ki acaba 🙂
  • Yıldız: Aslında harika bir fikir oğlum benim. Ama biliyorsun benim de sorumlu olduğum işlerim var. Ama dilersen bugün evden çalışayım sende kucağımda uyu ne dersin 🙂
  • Kırpık: Miyooovvvvv harika fikir – hadi bakalım sen başla çalışmaya hemen geliyorum kucağına. Ama bir şartım var bu güzel fikri sana sunmanın karşılığında yaş mamik vermelisin bana…meyowwww 🙂

Korna sesiyle irkildi Yıldız…Kuzguncuk yine kocaman bir insan seli ve arka arkaya konvoy gibi giden arabaların içinde boğuluyordu. Neyse ki yine de nefes alınacak pek çok yeri vardı. Uzun uzun bostana baktı Yıldız bir an yine hayallere daldı; küçük bir hektarda dağ çileği üretme fikri ne kadarda güzeldi. Ama o şimdi en çokta kitap cafenin hayalini kurmak istiyordu. Ona ulaşmak ve bir an önce ona doğru bir adım atabilmek. Artık bu hayal olmaktan çıkmalıydı.

Sahi neydi hayat; yaşadıklarımız ve hayal ettiklerimiz arasına sıkışan zaman dilimi olabilir miydi? Anı yaşamayı öğrenmesi uzun yıllarını almıştı. Anda kalmak, kalabilmek ve anın tadını çıkarmak. Ertelediği her şey için artık kendine yüklenmemesi gerektiğini de çok sonra öğrenmişti. Kısmet kader elbet inancı gereği manevi dünyasında isyana yer yoktu ama bir Allah’ın kulu da çıkıp ey beşer şunu şunu yaparsan hüsrana uğrarsın, hayallerini kovalarsan belki yakalarsın dememişti. Ama gelene de gidene de eyvallah demeyi öğrenmişti. Pek çok şeyi elde etmek için evet para çok gerekliydi. Sevgi her kapıyı açmıyor bir miktar aralıyordu sadece. Ama şu bir gerçek ki en içten ve çıkarsız sevgi kedilerde vardı. Onları korkutmadığınız sürece size her daim yumuş yumuş yaklaşıyorlardı. Onlarsız bir hayat korkunç olurdu diye düşündü…gözlerinden bir iki damla yaş pıt diye süzülüverdi…offf yaşlanıyorum galiba diye düşündü. Ama aynadaki kadın kendine sakın haksızlık etme dercesine göz kırpıyordu her sabah. İnsanın tarzı, giyimi, kuşamı, küpesi…bla bla pek çok şeyi değişebilirdi ama içindeki bazı duygular mıh gibi çakılı kalıyordu. Sevgi…aile sevgisi, dost sevgisi, kedi sevgisi…ama Yıldız’ın dünyasında renklerin de kocaman bir yeri vardı…mas mavi bir gökyüzü sadece gökyüzü değildi onun için. Bazen bir deniz, bazen sessizce akıp giden bir dere, kimi zaman mavi bir çift göz, bazen de onun uçsuz bucaksız dünyasını simgeleyen bir boya kalemiydi. Boya kalemi demişken; taş boyama yaparken ve bazı figürleri çizerken aldığı keyifte bir başkaydı hani…şöyle enfes bir kahve kadar güzeldi…sahi bir heves olmaktan çok bir adımdı onun hayatında. Renklerin ona tanıdığı sınırsız bir güçtü sanki…boyama sanatı.

Şükür sebebi çoktu hayatında…Pişmanlıklar ve yerini derin bir of çekmeye bırakan öfkeleri de…onlar da bir parçasıydı hayatının. Geçene gidene bir şey yapamazdı elbet ama gelene kucak açmayı ve sabırla gülümsemeyi öğreneli çok olmuştu. Evet bazı hayallerini henüz gerçekleştirememişti ama pes etmek yoktu. O cafe açılacak, o güzel yerlere gidilecek ve kediler hem sevgi ve hem de mama ile her daim beslenecekti.

“Saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır…”

Ahmet Hamdi Tanpınar

Sevgilerimle,

Sibel & Kış Güneşi //26.05.2025 – Yağmurlu bir Mayıs sabahı…❤

(Deneme 1 – 2 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir